HIZIRBEY 1407-1458

 

Fatih Sultan Mehmet zamanının çok önemli şahsiyetini bilgilerinize sunmak isterim. Adını İstanbul’da bir semte(KADIKÖY) veren, Yeniçağın açılmasına vesile olan, Osmanlı imparatorluğunun belli dönemine damgasını vuran, İstanbul kadısı ve belediye reisi olan Hızırbey’i bugün Sivrihisar ve Türkiye’de bilen insan sayısı çok azdır.

Hızır Bey 6 Ağustos 1407 (H.810) yılında “Sivrihisar”da dünyaya gelmiştir. Babası; Nasreddin Hoca'nın torunu olan Sivrihisar Kadısı Müderris Celaleddin Emin Arif’tir. İlk tahsilini babasından aldı. Sonra Bursa Medresesi'nde Molla Yegân’dan dersler aldı. Tahsilinin ardından Sivrihisar'a döndü. Sivrihisar’da müderrislik ve kadılık görevlerinde bulundu. Kurşunlu Mahallesi'ndeki evini okul yapıp vakfa bağışladı.

Müthiş bir hafızası, esprili, kıvrak ve zeki davranışları ile dikkat çekti. Sözün, nereye varacağını önceden kestirir ve soruya soruyla cevap verir. Zor meseleleri basite indirger ve çok güzel örneklerdi. Sadece fakih değil aynı zamanda edip ve şairdir. En büyük şansı ise, Nasreddin Hoca’ nın torunu ve Molla Fenari gibi bir rahle arkadaşı ve Molla Yegân gibi bir hocası olmasıdır. Genç yaşta, hocası Molla Yegân’ın kızıyla evlenip damadı oldu.

Kadılık, kolay bir görev değildir. O dönemde, zor ve önemli bir görevdir. Çünkü deneyim, tecrübe, bilgi, sorumluluk vicdan ve cesaret ister. Verdiği kararlarda, hakkaniyet ve eşitlik içinde davranması gerekir. O dönemde kadılar şer-i davalara baktıkları gibi, diğer hukuki davalara da bakardı.

İstanbul'un fethine sipahi olarak katılan Hızır Bey, fethin ikinci günü Fatih Sultan Mehmet tarafından “İstanbul Kadılığına” getirilir ve Kadıköy” e ismi verilen bir Sivrihisar’lı olarak tarihe geçer. Fatih Sultan Mehmet kadılığın ardından da “Belediye Başkanlığına”getirir.

Fatih Sultan Mehmet, fetih öncesinde Edirne'de katıldığı bir toplulukta bir Arap bilgininin sorularının yanıtlanamadığını görünce çok kızar, adamlarına bu bilgine cevap verecek bir alim kişi bulmalarını söyler. Hızır Bey'i bu iş için  ikna edilir. Edirne’ye sipahi kılığında gelir. İlk bakışta görünümünden dolayı Hızır Bey'i küçük gören Arap bilgin sorduğu bütün sorulara cevap alınca oldukça şaşırır. Hızır Bey'in sorusuna bilgin cevap veremez ve yenilmiş olur. Bu duruma çok sevinen Fatih Sultan Mehmet, Hızır Bey'i Bursa Sultaniye Medresesi baş müderrisliğine, ardında da Edirne Medreseleri'nin baş müderrisliğine getirir.

Hızır Bey'in iyi bir hatip olmasının yanı sıra üç dil ile şiir yazabilecek bilgiye sahiptir.Hızır Bey, Akaide dair Kaside-i Nûniyye’yi nazmetti. Beyitler hâlinde yazılan kasidenin her baytının ikinci mısrası Arapça "nun" (N) harfi i le bittiği için “Nûniyye” diye isimlendirilir.


Hızır Beyin ayrıca İcâletü’l-Leyleteyn adlı güzel bir kasidesi ile Arapça, Farsça ve Türkçe yayınlanmış, bazı eserleri de vardır.


En ünlü eseri, " Cevâhir-ul-Akâid kasîdesi"dir Bu Arapça kaside, yüz beş beyitli olup medreselerde, ders kitabı olarak okutulmuştur Birkaç kere basılmış, manzum olarak Türkçeye çevrilmiştir

Kasideyi, Fatih Sultan Mehmet’e sunmuş. O da, bu kasideyi Molla Gürani’ye göstermiş. Gürani, orada bir kavait hatası görüp bunu kendi kalemiyle kasidenin arkasın yazmış ve geri vermiş. Bilginlerin, tartıştırmayı seven Fatih, Gürani’ nin düzeltmesini, Hızır Bey’e yollamış. Hızır Bey, kendi yazdığının doğru olduğunu bir ayete dayanarak kanıtlamış ve böylece Molla Gürani’ den, üstünlüğünü göstermiş. Bu onun, İstanbul kadılığına atanmasında, önemli rol oynamıştır..

Hızır Bey Çelebi, bilginlerin, en üstünü olarak kabul edilmiş ve Türk edebiyatında ebcet hesabıyla tarih söylemeyi geliştirmiştir. Hatta Türkçede, ebcetle tarih düşürmeyi icat eden kişi diye telakki olundu. Yazdığı Türkçe, Arapça ve Farsça şiirlerinden ancak birkaç mısra kalmıştır

Sinan Paşa, Molla Yakup Paşa, Müftü Ahmet Paşa olmak üzere üç erkek ve iki kızı vardır.

Sivrihisar Ulu caminin Şadırvana bakan kapısı üzerindeki kitabede caminin onarımının bizzat Hızırbey tarafından yaptırıldığını belirtilir. Kitabede”Celal oğlu Hızırbey in üstün yardımıyla, ALLAH onu lütuf ismiyle dostluğuna kabul etsin. Tamiri hicri 843 yılında bitmiştir. ALLAH binayı afetlerden korusun" yazmaktadır.


1458 (H.863) senesinde İstanbul'da vefât etti. Vefâ ile Zeyrek arasında, Unkapanı'na giden cadde kenarında defnedildi.Mezar taşında ise: "FATİH DEVRİNİN BÜYÜK BİLGİNİ VE ŞAİRİ ÜNLÜ HALK DÜŞÜNÜRÜ NASRETTİN HOCANIN TORUNU 1407 SİVRİHİSAR DOĞUMLU HIZIR BEY FETİHTEN SONRA İLK İSTANBUL KADISI VE İSTANBUL EFENDİSİ ADIYLA ANILAN İLK BELEDİYE REİSİ (1453-1458) OLARAK BU HAZİREDE MEFTUNDUR."yazmaktadır.